« Önceki | Sonraki »

Feb. 2, 2009

Yayınevleri basmadı, 1 milyon sattı

Menar TANIK'ın röportajı

- Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

- Kahramanmaraşlıyım. Eğitim hayatım hâlâ devam ediyor. Davranış Bilimleri yeni bitti. Yüksek lisans yapmayı düşünüyorum. Çalışma hayatım önce Diyanet İşlerine bağlı  Kur'an Kurslarında öğretmenlik yaparak başladı. 8 yıl öğretmenlik yaptım. Şimdi de 9 kitabı yayınlanmış biri olarak artık benim mesleğim Yazarlık. 

- Yazmaya nasıl başladınız?

- Çocuklarım küçükken yatma zamanı onlara masal anlatma ihtiyacı duymuştum. Ama Avrupa'dan gelmiş, üvey anneli, cadılı masallar onların ruh sağlığını olumsuz etkiler diye o masallardan anlatmak istemedim. Her akşam onlara kendim kurgulayarak bir masal anlattım.

Sonra baktım, aradan aylar geçiyor. Çocuklar oynarken, "şu masaldaki gibi yapalım, bu masaldaki gibi olmalı" diye konuşuyorlar. Ben bir akşam anlatıp unutup gitmişim ama onlar aylar sonra bile unutmuyorlar. Hep anlattığım masal kahramanlarını model alıyorlar. Masalın çocukların hayatında bu kadar etkili olacağını ben de bilmiyordum.

Baktım çok beğeniyorlar, çok da etkili. Sonra düşündüm ki Kur'anı Kerimde peygamber kıssaları var. Kıssalar yaşanmış olaylardır, gerçek hayattandır. Anlatım tekniği ise hikayedir.    Mevlana' da hikaye tekniğini kullanmıştır. kullanDemek ki biz yetişkinler için de hikayeler çok önemli. Bu kadar önemli olduğunu fark edince çocuklarıma anlattığım masallara yeni masallar ekleyerek yazdım.

- Masal sizce nedir?

- Masal gözle göremediklerimizi somutlaştıran bir şey. Mesela, iyilik, sevgi, saygı gibi kavramları hiçbirimiz gözle göremeyiz, tabii çocuklar da� Çocuklara bunları öğretirken, masal bunları anlaşılır hale getiriyor. İyilik dediğinde çocuk için bir anlamı yok, ama ona iyilikle ilgili bir masal anlattığında, ya da yalanla ilgili bir masal anlattığınızda çocuk ne olduğunu anlıyor. Soyut kavramları somutlaştırmış oluyoruz masalla.

- Yazdığınız masallarda çocuklara o duyguları nasıl veriyorsunuz?

- Hissederek yazıyorum. Ben masal yazarken, eğlenceli ise mutlu oluyorum, acıklı ise üzülüyorum yani masalı yaşıyorum. Mesela Küskün Tavşan'ı ağlayarak yazdığımı hatırlıyorum. Bir tanıdığım vardı, kardeşlerine küskündü.  Hissederek yazdığım için o karşı tarafa geçiyor. Ben onu yaşıyorum, etkileniyorum, benim için gerçek gibi oluyor. Sanıyorum bundan dolayı, okuyucularım da etkileniyor.

- Masalları hangi duygu ile yazıyorsunuz?

- Masalda gerçek hayattan bir şey alıyorsun, sonra onun üzerine bir kurgu yapıyorsun. Hayattan aldıklarını hayal gücünün güzelliği ile de birleştirdiğinde masallar daha güzel ortaya çıkıyor.

- Benim küçükken dinlediğim bir masal kasetim vardı. O da sizin masallarınız gibi masallardan oluşmuştu. Siz hiç masallarınızı sesli hale getirdiniz mi?

- Hayır, masallarımı kaset olarak sesli hale getirmedim. Ama internetteki sitemde masallarımı ben seslendirdim. www.cocukaile.net  sitesinde çocuklar seslendirdiğim masalları dinleyebilirler.

- Masalların adını nasıl buluyorsunuz? Masalı zihninizde hazırlayıp mı başlığı buluyorsunuz, yoksa başlığı bulduktan sonra mı masalı yazıyorsunuz?

- Genellikle önce konuyu seçip sonra masalın adını buluyorum. Öyküyü onun üzerine kuruyorum. Mesela kıskançlık üzerine bir masal yazayım diyorum, önce kahramanını seçiyorum. Kahraman adı da genelde masal adına eklendiği için masalı bunun üzerine kuruyorum.

-Öğretmenimiz kısa kısa kelimeler veriyor. Bundan öykü yazın diyor. Bu çok zor. Siz nasıl bu kadar hikayeyi yazabiliyorsunuz?

- Çocukken çok kitap okudum, okumaya da devam ediyorum. Ben ilkokul dörde kadar çok başarısız bir çocuktum. kullanDaha sonra öğretmen beni kitaplık kolu başkanı yaptı. Kitaplığı açıp kapatırken, kitap alanların adını yazarken merak etmeye başladım. Acaba bu kitapta ne var, şunda ne var diye. Önce sınıf kitaplığındaki kitapların hepsini okudum, sonra okul kitaplığındaki kitapları da bitirdim. 12 yaşında iken 30 günde 40 kitap okuduğumu biliyorum.

Türk ve yabancı klasiklerin çoğunu çocukken okumuştum. Onun getirdiği faydaları görüyorum. Bir çok insan kısa hikaye ve masal yazamıyor. Adam bir konuyu anlatmak istiyor. Oturuyor bir yazmaya başlıyor, on sayfa oluyor. Çocuk o kadar sayfayı okuyana kadar ya  uyuyup kalır ya da unutup gider. Kısa bir metinde maksadı anlatmak zor. Onun için çok pratik bir zekanızın olması gerekiyor. Bunun için de çok okuyor olmanız lazım.

Okuduğum kitaplardan bir şey alıp yazmıyorum. Ama o okunanların getirdiği birikim ve okurken beyni çift taraflı kullanmış olmamızın getirisi çok fazla. O yüzden yazı yazmak isteyenlerin çok okuması lazım. Çok okursan yazar olabilirsin sen de ilerde. 

- Kitaplarınızı yazarken esinlendiğiniz yazar veya yazarlar var mı?

- Hayır yok. Hayat ve hayal gücüm bana yetiyor.  Türk edebiyatında çocuklar için özgün masal yazan çok kişi yok. Ülkemizde yayınlanan masalların tamamına yakını çeviri. Bunun için de esinlendiğim yazar olmadı.

- Dokuz kitabınız var. Bunlardan hangisi sizin için daha değerli, daha farklı?

- Kitaplarımın hepsini seviyorum. Aralarında bir ayrım yapmam çok zor.

- İlk kitabınız olan "Bana Bir Masal Anlat"ın her hikayesini defalarca dinledim. Ben küçükken annem babam bana en çok o kitabı okudular. Ben de en çok onu sevmiştim. Bu kitaba başka çocukların ilgisi nasıl oldu?

- Okuyucuların çok güzel bir ilgisi oldu. Yalnız ilk kitabım olduğu için yayınlatırken çok zorlandım. Pek çok yayınevine gönderdim. Masalları beğendiler ama, "Sizin adınız tanınmış değil, kitap satmaz" dediler yayınlamak istemediler. Baktım olmuyor. Kitabın bütün masraflarını ben karşıladım öyle basıldı. Kitap ilk yıl 17 bin adet sattı. Normalde çocuk kitapları 2 bin basılıyor. Çoğu zaman bu kadarı bile satılmayabiliyor. 

- Peki öteki kitaplarınız ne kadar sattı?

- Kitaplarımın her biri ayrı yayınevinden çıktı. "Bana Bir Masal Anlat" 50 bin civarında sattı. "En Güzel Hediye" 500 binden fazla sattı. "Mektuptaki Sır" yine o civarda sattı. Evlilik kitapları da yayınevlerine göre değişiyor. Çocuk kitaplarına göre daha az ama, o sektöre göre yine çok iyi. Toplamı bir milyondan epey fazla.

- Kitaplarınızı kaç yaş grubu için yazıyorsunuz?

- Bildiğin gibi masal yaşı 2-12 yaş arası. Okul öncesi aileler çocuklara okuyorlar, okul döneminde de 12 yaşa kadar masalı çocuklar severek okuyorlar. Daha sonra "Ben artık büyüdüm" diye masal yerine hikaye kitabını tercih ediyorlar. Benim 12 yaşına kadar hitap eden 3 kitabım var. 12 yaş ergenlik üzerine, bir roman bir hikaye kitabım var. Daha sonra da anne babalar için yazdım.

- Okulda Tuzak romanınızın film yapılması talepleri var. Okuyucularınızdan bolca böyle istek geliyor galiba.

kullan- Okulda Tuzak, romanı sihre karşı hayal gücünün önemini anlatan bir kitap. Fantastik bir kitap. Ben kitabı yazarken film sahneleri düşünerek yazdım. Hayaller, düşler var. Onun için ancak büyük bütçeli pahalı bir film olabilir. Sihre karşı hayal gücünün önemini anlatıyor. "İnsan bir şeye önem verirse, onu çok isterse, o yolda çabalarsa olur" bunu anlatıyor. Sihir, çocuklara ümitsizlik aşılıyor. Çocuk, "Sihir yoksa hiçbir şey yoktur" diye düşünüyor.

- Şu sıra ekranlarda bu türden bolca sihirli diziler yayınlanıyor. Bunları çocuk gelişimi açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Ben çocuklarıma mümkün olduğu kadar bu tür dizileri izletmiyorum. Çocuklar, sihir yoksa ben yapamam deyip tembelleşiyor ya da ümitsizliğe kapılıyor.

- Çocukların ekran karşısında olabileceği saatler bu tür dizilerle dolu. Aileler çocuklarını bu tür programlardan nasıl alıkoyabilir?

- Bu tür yayınların zararlı olduğunu düşünen kanallar da sihrin olmadığını anlatan yayınlar yapmalı. Ben bu konuyu romanda işledim, bir masalda anlattım. Çocukları hayal kurmaya teşvik etmeli sihrin olmadığını anlatmalıyız

- Çocuklar için yeni kitaplar yazacak mısınız?

- Ülkemizde özgün çocuk kitapları yazan çok az kalem var. Bu alanda büyük bir boşluk var. Şu sıralar her ne kadar yetişkin kitaplarına yönelmiş olsam da çocuklar hep aklımda. Onlar için de yazmaya devam edeceğim.

Dec. 31, 2008

DUR DİYİN ARTIK

ARTIK DUNYANIN TURKLERIN GUCUNU IKINCI KEZ GÖRME VAKTI GELMIS DE GECİYOR ARKADASLAR HEM ERMENILERE HEMDE ISRAILE DUR VAKTI GELDI HABERINIZ OLSUN ........

SANAL ALEMIN LIDERLERI TURK HACKERLARI GÖREVE ÇAĞIRIYORUM ...........


Dec. 31, 2008

BİTSİN BU ÇİLE

İSRAİL ADINDA BI ULKE BOZUNTUSUNUN YAPTIĞI ZULÜME  SESSİZ KALAMAYIZ

Dec. 11, 2008

FENERBAHCE ARAGONESIN TABIRIYLE ONUNDE IKI KUPA ONLARA BAKICAZ DEDİ VE ..

Fenerbahçe Avrupa defterini kapattı


Fenerbahçe, Avrupa Şampiyonlar Ligi (G) Grubu’nda UEFA'da yoluna devam edebilmek için mutlak kazanması gereken maçı 1-0 kaybetti. Böylece Avrupa defterini kapatmış oldu.

Avrupa Şampiyonlar Ligi (G) Grubu'ndaki son maçında deplasmanda Ukrayna'nın Dinamo Kiev takımına 1-0 yenilen Fenerbahçe, bu sezon Avrupa kupalarına veda etti. Şampiyonlar Ligi'nde devam etme şansını 5. maçlar sonunda kaybeden sarı-lacivertliler, UEFA Kupası'nda yoluna devam etmek için çıktığı mücadelede de son şansını kullanamadı.

 Dinamo Kiev maçına kadar grupta aldığı 2 beraberlikle mücadeleyi takip etmeye çalışan sarı-lacivertliler, İstanbul'da 0-0 berabere kaldığı rakibine, deplasmanda yenilmekten kurtulamadı.

-EN KÖTÜ 2. PERFORMANS-

Fenerbahçe, bu sezon 6. kez katıldığı Şampiyonlar Ligi mücadelesinde en kötü 2. performansını ortaya koydu. 2001-2002 sezonunda grup maçlarını puansız tamamlayarak kötü bir performans sergileyen sarı-lacivertliler, bu sezon 2 puanla 1. turdaki grubu bitirerek en kötü ikinci performansını ortaya koydu.

Fenerbahçe 1996-1997'de grup maçlarını 7, 2004-2005 sezonunda 9, 2005-2006 sezonunda 4 ve 2007-2008 sezonunda 11 puanla tamamlamıştı.

Nov. 10, 2008

ATATÜRK 'Ü SAYGIYLA ANIYORUZ...

Cumhurbaskanı , Meclis Başkanı ve siyasiler, büyük önder Atatürk’ün ölümünün 70. yıldönümü nedeniyle birer mesaj yayınladı.

Atatürk'ü anma programı çerçevesinde Ankara'da ilk tören 08.30'da Anıtkabir'de olacak. Saat 10.00'da ise Atatürk Kültür Dil ve Tarih Kurumu'nda anma programı düzenlenecek.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Hedef, Atatürk'ün öngördüğü muasır medeniyetler seviyesini geçmektir. Bu hedefe doğru yürürken, Türkiye'nin birlik ve beraberlik içinde gelişmesi, büyümesi, modernleşme sürecinin devam etmesi elzemdir."

Meclis Başkanı Köksal Toptan,  "10 Kasım, Cumhuriyetin erdemlerine sadakati ve Atatürk'ün ideallerini gerçekleştirme konusundaki kararlılığı gösterme günüdür."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
"Cumhuriyetimizin en büyük ideali; inancı, etnik kökeni, yaşam biçimi ne olursa olsun milletimizin bütün fertlerini vatandaşlık temelinde birleştirmek olmuştur."

CHP lideri Deniz Baykal, "70 yıl önce, fikirleri, yaşamı ve eserleriyle ölümsüzlüğü yolcu ettiğimiz Atatürk, aramızdan ayrılışının 70. yılında da değeri her gün biraz daha artan ve sıradanlaştırılmayan bir önderdir.

Bir ülkenin onurunu, haysiyetini koruyarak nasıl değiştirileceğini, dönüştürüleceğini, nasıl çağdaş ve örnek cumhuriyet haline getirilebileceğini hem tarih yazarak hem tarihe not düşerek göstermiş hem de mazlum milletlere örnek olsun diye tarihe tescil ettirmiş olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü aramızdan ayrılışının 70. yılında da saygıyla, şükranla, özlemle anıyor ve arıyoruz."

Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Büyükanıt, "'Büyük ölülere matem gerekmez; fikirlerine sadakat gerekir.' düşüncesinden hareketle O'nun maddi varlığının aramızdan ayrıldığı 10 Kasım tarihini bir matem günü olarak kabul etmek yerine, dikkatlerimizi bir kez daha O'nun düşüncelerine yöneltmek için bir fırsat olarak görüyoruz."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Atatürk'ün İstiklal mücadelesini verdiği zorlu dönemde yaşananların, her Türk vatandaşının çok iyi öğrenmesi ve ibret alması gereken bir dönem olduğunu belirtti. Bahçeli,  Atatürk'ün; ebediyete intikalinin 70'inci yılında, içeriden ve dışarıdan Türkiye'ye yönelik türlü entrikaların sergilenmekte olduğu çok zor bir dönemde anıldığını ifade etti.

Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, bugün gelinen noktanın, başta yönetici ve aydınlar olmak üzere herkesin Atatürk'ü yeniden okumasını ve anlamasını zaruri kıldığını belirtti.

Oct. 5, 2008








BIR GUN HEPİNİZİ BU BAYRAĞIN ÖNUNE DİKECEĞİZ SİZİN BASINIZI DIKTIĞIMIZ GIBI....

Oct. 5, 2008

Aktutune saldırı haınler serefsizliklerini gösterdiler yıne

Genelkrumay 2. Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Aktütün Jandarma Karakolu'na düzenlenen ve 15 askerin şehit olduğu terör saldırısında 2 askerin halen kayıp olduğunu söyledi. Orgeneral Iğsız, yaptıkları çalışmalarda 2 askerin büyük ihtimalle şehit olduklarını düşündüklerini ifade eti.  

Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, düzenlediği basın toplantısıyla Aktütün Jandarma Karakolu'na düzenlenen terörist saldırıya ilişkin medyanın Ankara temsilcileri ve savunma muhabirlerine bilgi verdi. Genekurmay Karargahı İnönü Salonu'nda 1 saat 40 dakika süren toplantıda Orgeneral Iğsız, bugüne kadar üç kez saldırıya uğrayan ve 43 şehidin verildiği Aktütün'ün karakolun 300 metre aşağıya taşınacağını bildirdi.

Bu kararın geçen sonbahar ayında alındığını ve bu yılın Haziran ayında çalışmalara başlanıldığını belirten Iğsız, arazinin engebeli ve kayalık olması nedeniyle makinaların zor şartlarda düzeltme işlemi yaptığını bu biter bittmez inşaata başlanılacağını kaydetti. Iğsız, 15 askerin şehit olduğu saldırıda 2 askerin ise halen kayıp olduğunu belirterek, " Elde edttiğimiz emaraler sonucu bu askerlerin büyük ihtimalle şehit olduklarını düşünüyoruz. Saldırının olduğu yer kayalık olduğu için yaralanarak kayalıklardan düşmüş olabilirler. Arama çalışmalarımız sürüyor" dedi.  

Iğsız, 13 askerin teröristlerin attığı havan topundan saçılan şarapnel parçaların nedeniyle şehit olduğunu kaydetti.Yaralı askerlerin durumu hakkında da bilgi veren Iğsız, 2 askerin ağır yaralı olduğunu ancak hayati tehlikelerinin bulunmadığını, diğerlerinin durumun ise iyi olduğunu söyledi.

İHA

Sep. 7, 2008

HAYIRLAR AVESİLE OLSUN BU EĞİTİM YILI YARABBİM!!!!

2008-2009 eğitim öğretim yılının 14 milyon öğrenci  ve basta siz olmak olmak uzere hayırlara vesile olması dileğiyle buyuk bir mutluluk ve gururla kutlamaktayım..

Sep. 7, 2008

ASELSAN dünya devleri arasında


ASELSAN dünya devleri arasında
07 09 2008 10:52
Savunma Sanayiinin öncü kuruluşu ASELSAN, dünyanın en büyük savunma sanayii kuruluşları listesinde hızla yükseliyor. Japon ve Amerikan şirketlerini solladık.

Türk Savunma Sanayiinin öncü kuruluşu ASELSAN, dünyanın en büyük savunma sanayii kuruluşları listesinde yükselmeye devam ediyor.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Amerika Birleşik Devletleri merkezli askeri yayıncılık kuruluşu Defense News dergisi tarafından iki yıldır ilk 100 savunma sanayii şirketi içinde (Defense News Top 100) yer alan ASELSAN, geçen yıl 97. sırada yer alırken, bu yıl 86. sıraya yükseldi.

İlk 100 arasında Türkiye'den sadece ASELSAN'ın bulunduğu listede, dünyanın en önemli savunma sanayi kuruluşları yer alıyor.   

Defense News dergisi tarafından her yıl bir önceki yılın savunma satışları baz alınarak yayınlanmakta olan ve dünyanın en prestijli savunma sanayii listesi olarak kabul edilen ''Defense News Top 100'', gelecek vaat eden savunma sanayi şirketleri olarak da kabul ediliyor.

-ASELSAN, JAPON VE ABD ŞİRKETLERİNİ GERİDE BIRAKTI

Bu yılki listede 86. sıraya yükselen ASELSAN, Japon Fujitsu şirketi ile savunma sanayiinde faaliyet gösteren sekiz ABD firmasını da geride bıraktı.

Bu yılki listede birinciliği, Amerikan Lockheed Martin firması alırken, onu yine Amerikan Boeing firması izledi.

-''HEDEF İLK 50 ARASINDA YER ALMAK...''

ASELSAN Genel Müdürü Cengiz Ergeneman, ASELSAN'ın geldiği düzey ve hedefleri konusunda, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Cengiz Ergeneman, ''Türk ordusunun elektronik cihaz ve sistem alanında en önemli kaynağı olan ASELSAN, yakın gelecekte dünya çapındaki ilk 50 savunma sanayii firmasından biri olmayı hedeflemektedir'' dedi.

''Türk ordusu en önemli referansımız'' diyen Ergeneman, ürünlerinin Türk ordusu tarafından kabul görmesi durumunda yabancı ülkelerin gözlerini kırpmadan o ürünü aldıklarını kaydetti.

Genel Müdür Ergeneman, 2007'de 480 milyon dolar satış gerçekleştiren ASELSAN'ın İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından her yıl açıklanan ''İlk 500 Özel Sektör Firması'' içinde net aktiflerde 14., dönem karında 24. ve üretimden satışlarda 67. olduğunu hatırlattı.

Genel Müdür Ergeneman, ''ASELSAN, 2007 yılında gerçekleştirdiği 20 milyon dolar ihracat ile Türkiye İhracatçılar Meclisinin 'En Büyük 1000 İhracatçı Firma' sıralamasında 615. sırada yer aldı. 2008 yılında ASELSAN'ın beklenen ihracat rakamının yaklaşık 62 milyon dolar olduğu göz önüne alındığında, gelecek yıl sıralamada ilk 200 içinde yer almayı bekliyoruz'' diye konuştu.

-HEDEF BİR MİLYAR DOLAR CİRO...''

Genel Müdür Ergeneman, bu yıl, 550-600 milyon dolarlık bir ciro beklediklerini belirterek, bundan sonra, her yıl, cirolarını en az yüzde 10-15 düzeyinde artırmayı hedeflediklerini vurguladı.

İhracat hacmini de artırmayı amaçladıklarını belirten Ergeneman, yıllık ortalama 100-200 milyon dolarlık bir dış satış yapmayı planladıklarını, bu çerçevede de Güney Amerika ve Kuzey Afrika gibi yeni pazarlara açılmayı hedeflediklerini kaydetti.

Cengiz Ergeneman, ASELSAN'ın asıl hedefinin ise yıllık 1 milyar dolarlık ciroya ulaşmak olduğunu ve bunu da yüksek teknolojiye yatırım yaparak ve ihracatı artırarak gerçekleştireceklerini belirtti.

-''YURT DIŞINDA ORTAKLIKLAR DÜŞÜNÜYORUZ''

Ergeneman, dünyanın önde gelen savunma sanayi kuruluşları arasında yer almak için uluslararası pazarlara ve iş birliğine ağırlık vereceklerini söyledi.

ASELSAN'ı daha da büyütmek hedefinde olduklarının altını çizen Ergeneman, yurt dışında uygun buldukları şirketlerle ortaklıklara giderek cirolarını artıracaklarını kaydetti.

Kıbrıs Barış Harekatından sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) telsiz ihtiyacını karşılamak üzere kurulan ASELSAN, bugün kendi tasarladığı özgün ürünleri ile savunma teknolojilerinde lider kuruluş durumunu koruyor.

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfının bir kuruluşu olan ASELSAN, Askeri Haberleşme Sistemleri, Radar ve Elektronik Harp Sistemleri, Elektro-Optik Sistemleri, Seyrüsefer ve Aviyonik Sistemleri, Savunma ve Silah Sistemleri, Komuta-Kontrol-Haberleşme-Bilgisayar-İstihbarat-Keşif ve Gözetleme (C4ISR) Sistemleri, Deniz Savaş Sistemleri, Profesyonel Haberleşme Sistemleri, Akıllı Ulaşım Sistemleri tasarımı, geliştirilmesi, imalatı, sistem entegrasyonu, modernizasyonu ve satış sonrası hizmetleri alanlarında teknoloji merkezi olarak çalışıyor.

-SEKTÖRÜNDE AR-GE'YE EN ÇOK PAY AYIRAN KURULUŞ-

Kurum, 160 yerli firmaya yan sanayii olarak iş yaptırıyor. ASELSAN'da halen 1550'si mühendis, 3 bin 200 personel çalışıyor. Her yıl cirosunun yüzde 7'sini Ar-Ge faaliyetlerine tahsis eden ASELSAN'ın Ar-Ge harcamaları, Türkiye'deki tüm savunma sanayii firmalarının araştırmaya ayırdığı payı ikiye katlıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin teknoloji gereksinimini karşılayan en önemli milli kaynak olan ASELSAN, uluslararası savunma pazarındaki etkinliği ve pazar payını artırmak üzere çalışmalarına devam ediyor. ASELSAN, Hollanda, ABD, Endonezya, Pakistan ve Uruguay'ın da aralarında bulunduğu 33 ülkeye, direkt satışın yanı sıra ürünlerinin teknoloji transferi ile ortak üretim çalışmalarını da içerecek şekilde ihracat gerçekleştiriyor.

AA


Sep. 7, 2008

SEVSİNLER SENİ AYDIN DOĞAN

Başbakan Erdoğan bugün de Aydın Doğan'a demediğini bırakmadı. Erdoğan, saldırıların arkasında ne olduğunu açıklaması için Doğan'a bir hafta süre verdi ve..

Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bugün Türkiye, özellikle dünya ilişkilerinde korku refleksiyle hareket eden bir Türkiye değildir'' dedi.

Erdoğan, AK Parti Bayrampaşa İlçe Teşkilatı'nın Bayrampaşa Spor Kompleksi'nde düzenlenen 3. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada, kongre ve ramazanın birlik ve beraberliği artırması dileğinde bulundu.

Konuşmasında, gençleri ve kadınları şükranla andığını ifade eden Erdoğan, onların AK Parti siyasetine yaptığı katkının paha biçilmez olduğunu söyledi.

Türkiye'de siyasetin gençler ve kadınlar sayesinde kirlerinden arındığını, milli iradenin de onlar sayesinde daha güçlü tecelli ettiğini ifade eden Erdoğan, toplumun tüm renklerini, bütün desenlerini AK Parti çatısı altında toplayan bu coşku ve heyecanın Türkiye'deki siyasetin nabzının nerede attığını açıkça gösterdiğini kaydetti.

AK Parti'nin kurulduğu ilk günkü heyecanı ve samimiyeti bugün de koruduğunu, gittikleri tüm il ve ilçelerde bu heyecanı, azmi ve sevdayı gördüklerini belirten Erdoğan, ''AK Parti sevdasının Türkiye sevdası olduğunu'' ifade etti. Erdoğan, AK Parti'deki azim ve kararlılığın Türkiye'yi çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkarma azim ve kararlılığı olduğunu dile getirdi.

Kadrolarının bu çizgiden sapmadan ülkenin yollarını aydınlatmaya devam edeceğini ifade eden Erdoğan, ''Sizlerden ricam şudur; gözünüzü, gönlünüzü ihtiyaç sahiplerine karşı sürekli açık tutun. Milletimize karşı borcumuz, ona hakkıyla hizmet etmektir. Zira millete efendilik yoktur, millete hizmet etmek vardır. Biz bu milletin hizmetkarıyız, efendisi değiliz ve bu yolda devam edeceğiz'' diye konuştu.

-''TÜRKİYE KABUKLARINI KIRIYOR''-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, başkalarının siyaseti rekabeti siyasi çatışma olarak görebileceğini, ama kendilerinin tek derdinin insanlara ve ülkeye hizmet etmek olduğunu söyledi.

AK Parti bünyesinde siyasetle meşgul olan kişilerin cevaplaması gereken en önemli sorunun ''Bu ülkeyi dünya üzerinde nereye layık gördükleri'' olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Başkalarının yaptığı gibi kendimizi bu ülkede hangi konuma layık gördüğümüz değildir. Özgüven sorunları olanlar, kendilerine güvenmeyenler Türkiye'yi de kendi dar zihinlerine mahkum etmek istiyorlar. Türkiye ise kabuklarını yeni ve güçlü bir Türkiye için kırıyor. Bugünün Türkiyesi, dünya ilişkilerinde korku refleksi ile hareket eden bir Türkiye değildir. Bugünün Türkiyesi, 'Acaba başkaları ne der' diye sözünü yutkunan bir Türkiye değildir. Bugünün Türkiyesi, Kafkaslar'dan Orta Doğu'ya, Balkanlar'dan Orta Asya'ya dost halkasını alabildiğine genişleten, dostluğu her ülke tarafından talep edilen bir Türkiye'dir. Eski korkularla hareket edenler, Türkiye'nin ufkunu daraltmak isteyenler ne yeni dünyanın gerçeklerinden haberdardır ne de Türkiye'nin kazandığı özgüvenden ve güçten haberdardır.''

-''TÜRKİYE, ARTIK GÜNDEM BELİRLEYEN BİR ÜLKEDİR''-

Erdoğan, Türkiye'nin son dönemde dış politikada uluslararası ilişkilerde artık gündemi geriden izleyen, gündeme ayak uydurmaya çalışan bir ülke olmadığını belirterek, ''Türkiye, artık gündem belirleyen bir ülkedir'' diye konuştu.

Son birkaç ayda komşu bölgelerde gelişen olaylara karşı Türkiye'nin nasıl bir tavır takındığını, gündemin oluşmasına nasıl katkılar yaptığının görüldüğünü dile getiren Erdoğan, Gürcistan ile Rusya arasındaki krizde iki tarafın da güvenini sağlayacak şekilde sürece müdahil olduklarını söyledi.

Suriye ile İsrail arasındaki dolaylı görüşmelerde de yine iki tarafın tam güvenini kazanmış şekilde müzakereleri sürdürdüklerini anlatan Erdoğan, perşembe günü Şam'da katıldıkları ''İstikrar için Diyalog'' başlıklı zirve toplantısında da bölgesel meseleleri değerlendirdiklerini kaydetti.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Her konuda, her sorunda Türkiye artık yapıcı katkısı aranan, süreçlere katılması istenen bölgesel ve küresel bir aktör haline gelmiştir. Desteği, katkısı aranan bir ülke haline gelmek durup dururken olmuyor. Ziyaretler yapmakla, diyalog kurmakla, işbirliklerini geliştirmekle oluyor. Tarafların güvenini kazanmak, ara bulucu ve aracı olmak durup dururken olmuyor. Sağduyulu hareket etmekle, dengeli ve ölçülü olmakla, dürüst ve samimi davranmakla oluyor.''

Erdoğan'ın diğer açıklamaları şöyleydi:

Gençlerimizin ve kadınlarımızın AK Parti siyasetine katkısı anlatılamaz. Türkiye'de siyaset sizin sayesinizde kirlerinden arındı.

AK Parti kurulduğu heyecanı ilk günden beri yaşıyor yaşatmaya devam ediyor. Gittiğim her yerde bu azmi görüyor ülkem adına gurur duyuyorum. AK Parti'nin heyecanı Türkiye'ye hizmet etme kararlılığıdır. Bunun adı Türkiye sevdasıdır. millet hizmet aşkıdır. 

Ramazan ayı İstanbul'a ayrı bir güzellik katıyor. Gelecek zamanlar daha aydınlık olacak. Size tavsiyem şudur. Gözünüzü gönlünüzü ihtiyaç sahiplerine karşı sürekli açık tutunuz. Millete efendilik yoktur. Biz bu milletin efendisi değil hizmetkarıyız.

Kenidlerine güvenmeyenler Türkiye dar kabuklarına mahkum etmeye çalışıyorlar. Bugünün Türkiye'si acaba başkaları ne der diye sözünü yutkunan bir Türkiye değildir. Sözü dinlenen bir ülkedir. Türkiye artık herkesin dostluğunu arzuladığı bir ülkedir. Türkiye artık gündem belirleyen bir ülkedir. Son 1 ay içinde bölgemizde yaşanan olaylarda bunu en açık şekilde görebilirsiniz. Gürcistan, Suriye, İsrail, İran.. Türkiye artık küresel bir aktör haline geldi. Kafkasya'da ortadoğu'da tarafların güvenini kazandık. Bu durup durruken olmuyor. Uluslararası dünyada sözünüz ne kadar dinleniyorsa gücünüz o kadardır. Demagoji siyaseti yapmanın zamanı çoktan geçti. Milleti aç bırakarak Milliyetçilik yapmak çoktan geçti . Türkiye'nin yeri alt kümeler değil süperliktir.  Hamasetle körelmiş zihniyetin Türkiye'ye faydası yok. Bu kervana dahil olmayanlar sadece bakmak yetinecek.

Üç tarafı denizlerle dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülke kompleksi artık yok. Büyük ülkelerin kompleksi yok. Düşman üreten değil dost üreten bir yönetim iş başındadır. İnancına güvenmeyen inanç hürriyetinden korkar. Düşüncesine inanmayan düşünce hürriyetinden korkar. Biz ne inancımızdan ne düşüncemizden korkuyoruz. Emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz. Kendi kabuğumuzda yaşasaydık özgürlükler olmazdı. Taşradaki vatandaşımız bile gözünü dünya ülkesi olmaya dikmişken Ankara'daki birileri bizi bu yoldan döndüremez.

CHP, AB konusunda bilgi veme talebimizi yanıtsız bıraktı.

Cumhurbaşkanının milli maçı izlemeye gitmesi sizi bu kadar niye rahatsız ediyor. Biz herşeyin masada çözülebileceğine inanıyoruz. Masada.. Bunlar proble çözemez, problem yaratır. Onun için bunlara yönetim bırakılmaz. Biz en alt kademeden beri problem çöze çöze geldik.

Bizim hedefimiz insanı yüceltmek. "Ne dedik insanı yücelt ki devlet yücelsin" AK Parti hiç bir zaman dar bir zümre partisi olmayacak olmadı.

Bayrampaşa Cezaevi'nin yerine Bayrampaşa'ya ve İstanbullulara layık bir tesis yapacağız.

Bir konuyu daha söylemek zorundayım. Sayın Doğan dün bir yazılı cevap verdi. Bu hamur çok daha su kaldırır. Aydın Doğan'ın Genel Yayın Yönetmeni insani duyguları sömürenleri yazmayalım mı diyor. Yaz da. Doğruları yaz. Yalan ve iftira yazma.. Dün belegeden bahsediyordunuz. Bir gecede buharlaşıverdi. Şimdi yarım ağız Başbakanlığa verildi diyor.

AYDIN DOĞAN'A ÇOK SERT CEVAP

Sayın Aydın Doğan iddia sahibi ben değilim diyor. Sayın medyam sadece bilgi veriyor diyor. Hukukta yataklık etme diye bir şey var. Şu anda iftiraya yataklık ettiğinin farkında mısın? Başbakanlığın basın danışmanı var. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanına iftira atmanın ne denli çirkin olacağını bilmiyor musun? Tutanak dediğiniz üzerinde rakam ve imza bulunmayan bir makbuz. Yayınlsanıza delil varsa. Bu tutanak dediğiniz şey bu mu? Mahkeme safhasındaki bir konu için ortaya attığınız şeye bakın.

Senin Genel Yayın Yönetmenin hala başbakanlık derken sen niye başbakan diyorsun. Yalanında niye devam ediyorsun?

Basın özgürlüğü iftira atmak değildir. Doğan Baykal'ın NTV'nin yaklancısıyım diyor. Baykal'a sorunca da ben Aydın Doğan medyasının yalacısıyım diyor. Tayyip Erdoğan hiç bir zaman yanlış yapanın yanında olmaz.  Suçluyla masumun ayrılacağı yer mahkeme salonlarıdır. Önce birini suçlu ilan edeceksiniz sonra sonra aklanınca susacaksın. Aydın Doğan2ın ne acelesi var.

Bunun altında ne var açıklayın. Telaşınız niye? Size bir hafta süre.. Gelecek hafta kongrelerle ilgili gelecek hafta yine İstanbul'dayım. Açıkladın açıklamadın ben açıklayacağım. RTÜK Başkanı ile ne işiniz var. Peşinen niye suçlu ilan ediyorsunuz. CNN'in karasal yayıncılık işi ile ilgili alakası var mı?

Alman makamları Türk hükümetinin baskısı yok diyor. Böylemi gazetecilik yapıyorsun sen. Özgür basını susuturmak istiyormuşuz. Böyle cevap mı olur? Kimseye bu yazdıklarını yutturamazsın. Hilton'un soununu belediyenin sorunu olduğunu biliyorum diyor. Belediyenin sorunu da niye bana geldin. Niye bana ricada bulundun?

Sayın Aydın Doğan kovaladığın iş hakkın değil. Çevreci Doğan.. Gazetelerinde çevreci çevreci diyorsun ya.. çevreci Doğan sevsinler seni.. Ben bu kadar parayı burayı otel yapmak için mi verdim. Aynen bunu söyledi. Bugüne kadar bunlar böyle zengin oldu. Önce köşeye sıkıştırılar. Köşeye sıkıştırılınca da iş biter.

Sadece konu bu değil. Bu hamur daha su kaldırır dedim ya.. Bundan sonra bizi izlemeye devam edin. Bundan sonra Doğan yazacak biz açıklayacağız. Doğan yazacak biz açıklayacağız. Böylece kara kaplı defterleri açığa çıkacak. Sen hakaret ve iftira atacaksın tek sermayesi konuşmak olan biz susacağız öyle mi? Biz onlar eteklerinde bütün taşları döksün diye bekledik. Her türlü iddiayı cevap bekledik, şimdi cevap vereceğiz.

Bizim amacımız 3Y ile mücadele..  Sayın Doğan sana demokrasi ile ilgili bir şey daha söyleyeyim. Gazeteci demek eleştirilmemek değildir. Senin köşe yazarların var silahşörlerin var. Maaşlı paralı silahşörlerin var. Sen önce git cevap hakkına saygı ne demek onu öğren. Cumartasi pazar dışında gel bunu konuşalım. Cumartesi pazar bunun takipçisi olacağız. Hafta içinde doğrular yazılmazsa cumartesi günleri hesabını sorarız."

AYRINTILAR GELECEK

HABER 7