« Önceki |

Nis. 12, 2008

HEM CİĞERLERİN HEMDE CEBİN BAYRAM ETSİN

Sağlık Bakanlığı sigara ile mücadele kapsamında sigarayı bırakma kampanyası düzenliyor. 'Bırak kazan' kampanyasında 4 hafta boyunca sigara içmeyenler arasından yapılacak çekilişle bir kişi 8 bin YTL kazanacak. Katılabilmek için en az bir yıl sigara içmiş olmak gerekiyor. Son başvuru tarihi ise 30 Nisan.

Sağlık Bakanlığı’nın web sitesinde yer alan bilgiye göre halk sağlığı açısından ciddi sonuçları olan sigara kullanımında Türkiye Avrupa Ülkeleri arasında üçüncü sırada, dünya ülkeleri arasında ise yedinci sırada yer alıyor. Türkiye genelinde 18 ve daha yukarı yaştaki bireylerin yüzde 33.4’ünün sigara kullandığının ifade edildiği bilgide Türkiye’de yaklaşık 17 milyon kadar sigara içen kişinin olduğu ve her yıl 100 bin kişinin sigaraya bağlı nedenlerle yaşamını yitirdiği belirtiliyor. İşte bu kapsamda Sağlık Bakanlığı’nın düzenlediği ve iki yılda bir gerçekleşen ödüllü bırak kazan kampanyasının amacı bir bırakma günü belirleyerek sigarayı bırakma fikrini oluşturmak, bırakmak isteyenleri harekete geçirerek yardımcı olmak, sigaranın zararları ve sağlıklı yaşam konusundaki genel bilinçlenmeye katkı sağlamak. Sigarayı bırakma konusunda etkin yöntemlerden biri olarak gösterilen 'bırak-kazan' kampanyası bu yıl 1- 28 Mayıs tarihleri arasında düzenleniyor. Kampanyaya en az bir yıldır sigara içen ve 18 yaşını doldurmuş herkes katılabilecek. Kampanyaya katılanlar başvuru formlarını 30 Nisan’a kadar başvuru yerleri olarak belirtilen İl Sağlık Müdürlüklerine, Sağlık Grup Başkanlıklarına, Toplum Sağlığı Merkezlerine, Devlet Hastanelerine, Sağlık Ocaklarına, Aile Sağlığı Merkezlerine ve Sağlık Evlerine teslim edebilecekler.

4 HAFTA BOYUNCA SİGARA İÇMEYEN KAZANABİLECEK

Katılımcıların, 1–28 Mayıs tarihleri arasında 4 hafta süre ile sigara içmemeleri gerekiyor.

Noter huzurunda gerçekleştirilecek çekilişle 1 asil, 10 yedek talihli belirlenecek. Kuradan hemen sonra ise kazanan kişiyle temasa geçilip kampanya koşullarını yerine getirip getirmediği teyit edilecek. Ve kazanan katılımcı hem sigarayı bırakmış olacak hem de 8 bin YTL ödülün de sahibi olacak

Oca. 25, 2008

KARNELER ALINDI

İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 15 milyon öğrenci ve 600 bine yakın öğretmen, yarıyıl tatiline çıktı.

2007-2008 eğitim-öğretim yılının ilk dönemi, bugün sona erdi.
 
Örgün eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler, ilk yarıyıldaki çalışmalarının karşılığı olan karnelerini aldı.
 
Eğitim-öğretim yılının ikinci yarısı, 11 Şubat 2008 Pazartesi günü başlayacak. Öğrenciler 13 Haziran 2008 Cuma günü karne alacaklar ve 3 aylık yaz tatili başlayacak.
 
2008-2009 eğitim-öğretim yılının, 15 Eylül 2008'de başlaması planlanıyor.
 
Sınav takvimi:
 
Öğrenciler açısından 2007-2008 eğitim-öğretim yılının ikinci yarısı, sınavlar nedeniyle ilk yarıyıldan daha yoğun geçecek.
 
Anadolu, fen ve sosyal bilimler liselerinde okumak isteyen ilköğretim son sınıf öğrencileri, 8 Haziran 2008'de son kez gerçekleştirilecek olan Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı'na (OKS) girecek.
 
İlköğretim 6'ncı sınıflar için 21 Haziran 2008, 7'nci sınıflar için 22 Haziran 2008 tarihlerinde birlikte yapılacak Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı'na (DPY-B) ve Seviye Belirleme Sınavları'na (SBS) ise ilköğretim 6'ncı ve 7'nci sınıflarındaki öğrenciler alınacak.
 
Ayrıca, ilköğretim okullarının 5'inci sınıf öğrencileri ile liselerin 9, 10 ve 11'inci sınıflarında okuyan öğrenciler, 4 Mayıs 2008'de DPY-B'ye girecek.Ayrıca e-okul sitesindende öğrencilerin kanesini online olarak görebilirsiniz....

Oca. 22, 2008

8 GB BELLEK ÇIKTI

Kingston Technology'nin yeni ürünü USB Flash sürücüsü DataTraveler 400, dosyaları, elektronik postaları ve internet tarayıcı ayarlarını senkronize ederek, kullanıcıların çoklu bilgisayar ortamları arasında çalışmasına imkan sağlıyor.

Kingston Technology'nin yeni ürünü USB Flash sürücüsü DataTraveler 400, dosyaları, elektronik postaları ve internet tarayıcı ayarlarını senkronize ederek, kullanıcıların çoklu bilgisayar ortamları arasında çalışmasına imkan sağlıyor.
 
Ürünün, senkronizasyon yazılımı MigoSync yüklenmiş halde piyasaya sunulduğu da bildirildi.
 
DT400’ün doküman ve ayarları en güncel haliyle korumak ve senkronize etmek için iyi bir çözüm olduğunu söyleyen Kingston Flash Bellekler Ürün Müdürü Mark Akoubian, “Elektronik postalara ulaşabilme ve şifre koruma yardımıyla sürücü bölümlerinin güvenliğini sağlayabilme imkânı, güvenli biçimde bilgisayara bağlanmak isteyenlere sesleniyor” dedi.
 
8GB’a kadar kapasitelerle satışa sunulan MigoSync yazılımlı DT400, kullanıcıların sistemler arasında gezebilmesine ve iş yapmasına imkan tanıyor.
 
Standart senkronizasyon özelliğine ek olarak MigoSync, kullanıcının misafir olduğu PC’de, öncelikli olarak kullandığı Windows Mail, Outlook Express, Lotus notes gibi elektronik posta uygulamaları desteklenmese dahi maillerine erişmesine imkan tanıyan Universal Mail Format1 özelliği ile birlikte kullanıcıya sunuluyor.
 
Sürücünün içerisinde standart olarak yer alan SecureTraveler2 yazılımı kullanıcının verilerini korumak amacıyla sürücü içerisinde şifre korumalı bir alan “güvenlik alanı” yaratmasını sağlıyor.

Eki. 22, 2007

ISI ARTTIKÇA SUÇ ORANIDA ARTIYOR

Beton ve asfalt türü malzemeler, gündüz topladığı ısıyı gece yayıyor
GKBERK16
İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karaca, düzensiz ve plansız kentleşmenin küresel iklim değişikliğinde azımsanamayacak paya sahip olduğunu belirtti.

Dünyadaki birçok meteoroloji istasyonunun şehirlerin içinde kaldığına dikkati çeken Prof. Dr. Karaca, Türkiye'de 2005 rakamlarına göre nüfusun yüzde 67'sinin şehirlerde yaşadığını, 2020-2030'da dünya nüfusunun yüzde 80'inin nüfusu şehirlerde yaşayacağının tahmin edildiğini belirtti.
 
Prof. Dr. Karaca, plansız şehirleşmenin betonlaşmayı beraberinde getirdiğini ve yüzey örtüsünün betonla kaplandığını açıkladı:
 
"Beton ve asfalt türü malzemeler, gündüz topladığı ısıyı gece yayıyor. Bu nedenle kentler, bu ısıyı yayan birer ısı adaları gibidir. Örneğin çarpık kentleşmenin, betonlaşmanın yoğun olduğu İstanbul'da, kırsa alana göre hava sıcaklığı bir kaç derece yüksek. Son 50 yılda çarpık kentleşemeden ötürü İstanbul'un yüzey sıcaklığındaki 0.7 derecelik artış, dünyada küresel ısınma nedeniyle hava sıcaklığındaki artışa eş değer."
 
Prof. Dr. Karaca, küresel ısınmada karbondioksit salınımı kadar, kentlerin oluşturduğu ısıadalarının da önemli rolü olduğuna dikkat çekti:
 
"Batıda yeşil alanların içine şehirleri gizlemişler, ancak bizde ve çok sayıda ülkede tam tersine çarpık bir kentleşme var. Yapılaşmanın bu kadar hızlı olmaması gerekir. Karbondioksit salınımı ile kentlerin ısı adası oluşturma etkisi birleşirse küresel iklim değişikliğini daha da hızlandırabilir.
 
Isının yükselmesi sadece kentlerdeki betonlaşmayla da sınırlı değil. Adeta klima görevi gören ormanlar tahrip edilerek tarım alanları açılıyor. Açığa çıkan toprak örtüsü, daha fazla ısı yaydığı için, küresel ısınmayı artırıyor.
 
Hakim rüzgarları yüksek binalar engelliyor. Çed raporlarında binalar tekil olarak ele alınıyor, yüksekliğine şekline bakılmıyor. Büyük binalarla hava akımlarını engellerseniz yarattığınız kirlilik giderek birikiyor."
 
Prof. Dr. Karaca, yüksek binaların bulunduğu beton kentlerin insan yaşamı üzerinde doğrudan olumsuzluklara da neden olduğunu belirtti:
 
"Isı adaları, İstanbul gibi kalabalık şehirlerde, bir de nemlilik de söz konusuysa bunaltır, insanların strese girme riski artar. Batıda bu konuda istatistik var. Yüksek katlı binaların fazla olduğu, ısı adasının çok yoğun olduğu bölgelerde suç oranları artıyor, insan ölümleri artıyor. Büyük binaların zaten en büyük sıkıntısı budur. Hava akımları, pek çok yerde binaların denize paralel yapılması nedeniyle kent içlerine giremiyor, hava koridorlarının önü kesiliyor."
 
Prof. Dr. Karaca, düzensiz yapılaşan kentlerde tehlikeyi görmek için küresel ısınmanın etkilerini beklemeye gerek olmadığını belirtti:
 
"İklim değişikliği tabii ki önemli bir sorundur, ancak kentlerdeki hava kirliliğinden kaynaklanan üst solunum yolu enfeksiyonları çok daha büyükbir sorundur. Bu nedenle insanların yaşam biçimlerini değiştirmeleri, bu kadar hızlı ve çarpık kentleşmeye radikal tedbirler alınması gerekir."

Eki. 22, 2007

ROBOTLAR MAÇ YAPTI

GKBERK16
Japonya'nın başkenti Tokyo'da robotlar, kapalı sahada futbol maçı yaptı.

"Futbolcu" robotlar "2007 Robot Spor Karşılaşması" kapsamında mücadele ederken, bazı robotlar, tezahürat için samba müziği eşliğinde dans etti.
 
Robotların çoğunun uzaktan kumandalı, bir kısmının da önceden programlanmış olduğu belirtildi.
 
Sony tarafından üretilen, Samuray kıyafetleri içindeki onlarca "AIBO" robot köpeği de etkinlikte yer aldı.
 
Etkinliği düzenleyen Ken Senoh, robotların bir süre sonra fiziksel yetenekler konusunda insanları geçebileceğini söyledi.

Eyl. 27, 2007

HİNDİSTAN UZAYA ARAC GÖNDERİYOR

Hindistan, yerli sistem ve teknoloji kullanarak 2015'e kadar insanlı uzay aracı göndermeyi planlıyor.

Hindistan Uzay Araştırma Kurumu Başkanı Madhavan Nair, "Bir insanı uzaya göndermek için gerekli teknolojileri geliştirmeye çalışıyoruz... Eğer herşey yolunda giderse 8 yıl içinde bir astronotun dünyanın yörüngesine çıkacağı bir görev planlıyoruz" dedi.
 
Nair, Nisan 2008'de de Ay'a insansız bir uzay aracı göndereceklerini söyledi.
 
Nair, çok güçlü bir roket sistemi gerektirdiğiiçin Ay'a insanlı araç göndermeyi henüz planlamadıklarını bildirdi.
 
Hindistan uzay programı, 1994'ten bu yana uzaya bir dizi Hint yapımı uydu gönderdi.
 
Hindistan, ABD, Rusya, Çin ve Fransa'dan sonra ticari uydu pazarına giren beşinci ülke konumunda bulunuyor.

Eyl. 22, 2007

BUZULLAR

Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Kuzey Buz Denizi'ndeki erime sonucu buzulların kapladığı alanın, uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu.

ESA'nın internet sitesinde (www.esa.int), açılan deniz yolları uydu fotoğraflarıyla gösterildi.
 
ESA tarafından yapılan açıklamaya göre, tarihsel olarak geçişin mümkün olmadığı, "Kuzey Buz Denizi Kuzeybatı Geçişi" adlı rota, buzulların erimesi sonucu, Avrupa-Asya, Atlas-Pasifik okyanusları geçişlerine artık tamamen açık hale geldi.
 
Denizcilik şirketlerinin yıllardır açılmasını umdukları rotanın uydu fotoğraflarını yayımlayan ESA, bölgenin artık "denizciliğe tamamen elverişli olduğunu" duyurdu.
 
Denizcilik firmaları, Kuzeybatı Geçişi'nin, Kanada'nın kuzey kıyılarından Panama Kanalı'na en ucuz gemi seferini sağlayacağını da hesaplıyor.
 
ESA'nın internet sitesinde yer alan bilgilere göre Danimarka Ulusal Uzay Ajansından Leif Toudal Pedersen, kuzey kutbundaki buzul erimesinin "aşırı" dereceye ulaştığını vurguladı ve bölgedeki buzulların 3 milyon kilometre gibi "çok düşük" bir alana indiğini belirtti.
 
Bu seviyenin, daha önce en düşük alanın 4 milyon kilometre kare olarak ölçüldüğü 2005 ve 2006 yıllarından bile "1 milyon kilometre kare daha az olduğu" vurgulandı.
 
Kuzey kutbundaki buzullar her yıl eylül ayında en düşük seviyesine, mart ayında da en yüksek seviyesine ulaşıyor. Daha önceki en düşük alanın 4 milyon kilometre kare olarak ölçüldüğü 2005 ve 2006 yıllarında kuzeybatı deniz rotası kapalı kalmıştı.
 
Açıklamada, 2005, 2006 ve 2007 fotoğrafları karşılaştırıldığında, bu yıl büyük bir azalmanın görüldüğü, beklenenden çok büyük bir azalma olan, tam 1 milyon kilometre karelik farkın nedenlerine ilişkin çok acil çalışmaların gerektiği kaydedildi.
 
ESA'nın açıklamasında, kutupların küresel ısınmaya karşı hassasiyetinin, dünyanın diğer bölgelerinin 2 katı olduğu, bazı bilimcilerin, Kuzey Buz Denizi'nde 2040 yılında hiç buz kalmayacağını tahmin ettikleri kaydedildi.
 
BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin raporlarına göre ise kutbun buzdan tamamen arınmış hale gelmesi 2070 yılını bulacak.
 
Pedersen'e göre bu yıl yalnızca Rusya'nın kuzey kıyılarındaki geçişler kapalı kaldı. Ancak bu bölüm de var olan koşullar değerlendirildiğinde, "beklenenden kısa süre içerisinde" açılacak.
 
Buzulların erimesiyle birlikte Rusya ve Kanada bölgede kıta sahanlığı iddiasında bulunurken, bu ülkelerin yanı sıra diğer bazıları da denizdibi kıta uzantısındaki zengin petrol ve doğal gaz yataklarından yararlanmayı planlıyor.

Eyl. 22, 2007

YENİ YARASA BULUNDU

Filipinler'in başkenti Manila'nın güneyindeki Mindoro adasında yeni bir tür yarasa bulundu.

Philippine Star gazetesinin Çevre ve Doğa Kaynakları Bakanlığı'na dayanarak verdiği habere göre, yabanıl yaşamın koruma altında bulunduğu Mindoro adasında keşfedilen ve uçan tilki veya meyve yarasası olarak da adlandırılan yeni türün gövdesi turuncu renkli ve yüzünde belirgin beyaz çizgiler bulunuyor.
 
Göz alıcı yüz hatlarından ötürü Mindoro Yüzü Çizgili Meyve Yarasası olarak adlandırılan yarasa, Amerikalı ve Filipinli doğa araştırmacılarının kurduğu ağa takılmasıyla yakalandı.
 
Böylece Filipinler'deki yarasa türünün sayısı 74'e yükseldi. Bunların 26'sı endemik.

Eyl. 22, 2007

GÖKTURK 2

Türkiye, yeni bir gözlem uydusuna kavuşacak. TÜBİTAK, Türkiye'nin yerel kaynaklarla RASAT uydusunun yapımını sürdürürken, diğer yandan Milli Savunma Bakanlığı için TAI ile ''GÖKTÜRK-2'' isimli yeni bir uydunun yapımına başladı.

Yerel kaynakların maksimum düzeyde kullanılacağı "GÖKTÜRK-2" adını taşıyacak gözlem uydusu 2.5 metre çözünürlükte görüntü toplayacak ve görüntü depolama kapasitesi de 15 Gbit ve üzerinde olacak.
 
Yaklaşık 200 kilogram ağırlığında ve bir metreküp hacminde olması öngörülen GÖKTÜRK-2, Türkiye ve civarından aldığı görüntüleri anında Türkiye'ye indirebilecek. Yerden 700 kilometre yükseklikte güneşe eşzamanlı yörüngeye girecek olan GÖKTÜRK 2, dünyanın herhangi bir noktasından görüntü de alabilecek.
 
TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Uğur Murat Leloğlu, TÜBİTAK VE TAI'nin GÖKTÜRK-2'nin yapımı için 13 Nisan 2007'de anlaşma imzaladıklarını, mayıs ayında da çalışmaları başlattıklarını bildirdi.
 
GÖKTÜRK-2'nin Türkiye'de uydu teknolojilerine yönelik tasarım ve mühendislik kabiliyetinin geliştirilmesi amacıyla Milli Savunma Bakanlığı tarafından başlatıldığını anlatan Leloğlu, projenin finansal kaynağının ise TÜBİTAK TARAL programı tarafından karşılandığını söyledi.
 
Türk Silahlı Kuvvetleri ile diğer kamu kuruluşlarının ihtiyaçlarının karşılanmasının amaçlandığını dile getiren Leloğlu, projede yerel kaynakların maksimum düzeyde kullanılacağını, böylece uzay sistemleri alanında ulusal kapasite, kaynak ve insan gücünün de gelişiminin sağlanacağını kaydetti.
 
"Türkiye uzay çalışmalarına 2007'de başladı"
 
Leloğlu, "Uzay çalışmalarına 2000 yılında başlayan Türkiye için 2007 yılında böyle bir uydu projesi başlatmak çok hızlı bir ilerleme" dedi.
 
Leloğlu, uydunun teknik özellikleriyle ilgili şu bilgileri verdi:
 
“Uyduyla haberleşme, Türkiye'nin bulunduğu bölgeden uydunun geçtiği sabah ve akşam saatlerinde kurulacak. Uydu 93 dakikada bir dünyanın çevresinde bir tur atacak. Her turda kuzey ve güney kutbundan bir kez geçecek."
 
“Bir noktada yakalayacağız”
 
Uzay projelerinde çok hızlı adımlarla ilerlediklerini kaydeden Leloğlu, "O nedenle aya üs kurma projeleri gibi uzay projelerine, başkalarının yapacağı ve bizim sonsuza kadar uzaktan seyredeceğimiz işler gibi bakmıyoruz. Bir noktada yakalayacağız. Muasır medeniyet seviyesi o işte ve onu yakalayacağız" diye konuştu.
 
Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın içine yerli katkı da koymak yoluyla satın alacağı GÖKTÜRK-1 uydusunun ise çok daha yüksek çözünürlükte bir uydu olduğunu anlatan Leloğlu, GÖKTÜRK-1 uydusundaki teknolojinin Türkiye'nin şu anki olanakları ile yapılamayacağını, bu düzeydeki bir uydunun da Türkiye'nin uzay alanında sürekli gelişen bilgi ve tecrübesi ile 3-5 yıl sonra yapılabilir hale gelebileceğini ifade etti.

Eyl. 19, 2007

UZAYDAN HABERLER VAR

ABD'li ve İngiliz astronomlar, yeni bir teknikle uzayın şimdiye kadarki en parlak görüntülerini elde etti.

California'daki Palomar Dağı'nda bulunan gözlem evinden, görüntüleri belirginleştiren "uyarlamalı optik" yöntemiyle elde edilen fotoğrafların, yörüngedeki Hubble uzay teleskobuyla görüntülenenlerden iki kez daha net olması dikkat çekti.
 
İngiliz Cambridge ve Amerikan California Institute of Technology (Caltech) üniversitelerinin ortaklaşa çalışmasıyla ortaya çıkan ve "Lucky" adı verilen yeni sistem, şimdiye dek geliştirilen en hassas ışık algılama sistemini kullanıyor.
 
Bu sistemde çok düşük elektriksel parazite neden olan özel bir yonga kullanılıyor ve bu da görüntüde çok daha fazla ayrıntı sağlıyor.
 
Yeni sistemde ayrıca atmosferik bozulmanın başlayıp durmasını ayırt edebilen bir yazılım sistemi de kullanılıyor.
 
Lucky adlı sistem geliştirilmeden önce yörüngedeki Hubble uzay teleskobunun çektiği görüntüler, atmosferin bozucu etkisinden ötürü yerde kurulu teleskoplarla elde edilenlerden çok daha net oluyordu.